Özlem Armen
Yazar

Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal etmesini ABD istemişti. Sonra işgalci ilan edildi. ABD, dünya devletlerinin esaslarını yanına alarak Irak’a savaş ilan etti. Böylece bilinen Körfez Savaşı başlatılmıştı. Çöller kan gölüne çevrildi. Aslına baktığımızda, bütün mesele –PETROL- idi. En canlı ve yakın tarihimizden örnek verecek olursak; hatırlarsınız 11 Eylül 2001 tarihinde Uçaklar; Dünya Ticaret Merkezleri kuleleri, yani İkiz Kuleleri vurma vakası. ABD’de de ki teknolojik sistemin seviyesi ile bu uçakların hedefine ulaşmadan havada engelleneceği, vurulacağı bilinirdi. Ama gel gör ki toplum medya aracılığıyla manipüle edilerek; korku yayarak sindirildi. Hatırlarsınız dönemin ABD başkanı George W. Bush, ikiz kulelerin vurulmasından hemen sonra, “Sonsuz Özgürlük Savaşı İlan Ediyorum…” demişti. İnandırıcılığı ne kadar? Tartışmasız; koca yalandan başka bir şey değildi. Yarattıkları komplolarla amaçladıkları dünyanın çeşitli bölgelerinde savaşlar çıkartarak bölgelerin yer altı ve üstü zenginliklerini talan etmekten başka bir şey değildi. Tarih, GeorgeW. Bush gibilerin ne kadar yalan ve komplocu, ayrıca sermayenin hizmetkarlığını yaptığını göstermiştir.

İkiz kulelerin vurulması sonrasında başlatılan savaş, Afganistan, Irak ve sonrasında Arap Baharı adı altında devam etti. Şimdi ise Suriye ve Rojava olarak da devam ediyor. BM 51. Madde her ne hikmetse herkes kendisine göre uyarlıyor ve savaş başlatıyor. Fransa, bu maddeyi kendisince uyarladı ve Libya’ya saldırdı. Muammer Kaddafi öldürüldü ve o ölümden bu yana Libya halen sonu belli olmayan bir kaos içerisinde. Bölgede bütün devletler savaştan kurtulmak için çırpınıp Suriye’nin bataklığından kurtulmak isterken bugün Türkiye oraya girmekle övünüyor! Akıl karı değil. Sivil toplumu savaşa hazırlamak isteyenlerden bakın Hakan Fidan ne demişti zamanında, “Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye sekiz füze attırırım savaş çıkarttırırım…” Zamanın MİT başkanı Hakan Fidan’ın sözleriydi bunlar. Hatırlatmakta fayda var. Toplumu savaşa hazırlamak ya da toplumun tepkisini susturmak amacıyla savaşma planları yapan kara eller; önce kitle katliamlarını yaptırır ve savaşı meşru kıldırmak istiyorlar. Katliamlar da genelde Çocuk ve Kadınlar her daim hedef alınır ve sonrasında bu savaş olarak yaygara koparılır. Satılık medya bu konularda da oldukça uzman. Savaş uçakları, tank ve toplar çalışmaya başladığı an yüz binlerce sivil halkın yerinden ve yurdundan kopması demekti. Genelde kamyonlardan oluşan konvoyların çoğu zaman roketlerle vurulur. Kimin vurduğu da artık belli olmaz! Aslında bellidir ama kimse üstlenmez. Dünyamızın üzerinde kurulan devletler ve bu devletlerin Orduları tamamen insanı öldürme üzerine yetiştiriliyor. Biz Kadınlar, biz Anneler; Savaş kurbanı olmak istemiyoruz. Ve yine bir kez daha belirtmek isterim ki; Bizim çocuklarımızda sermayenin çıkarlarına kurban olmaları için yetiştirmek istemiyoruz.

Bundan dolayı diyorum ki: Savaşa Hayır, Demokrasi, Özgürlük ve Kardeşçe Yaşamaya EVET… Sevgili Nazım Hikmet ne demişti; “Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine…” Özlem Armen