Mülteci duygular – Ayşe Mantarcı

Ayşe Mantarcı

Kimsenin olmadığı bir yer burası, çok kalabalık bir şehir. Bir ben, bir ben tek başınayım bu kimsenin olmadığı şehirde.

Siz sadece bu şehri, şekillerden ibaret bir resim olarak gördünüz. Ben bu şehri yaşıyorum. Sizin bu şehre dair gördüklerinizle, benim yaşadıklarım çok farklı. Siz bu şehrin görüntüsünü yaşıyorsunuz, bense gerçeğini.

Bir yanlızlıklar şehridir burası bazıları için. Burada bir Dicle yok içini dökeceğin. Bir vatan yok, adı ister Mezapotamya olsun, ister Berlin, Lisabon, Istanbul. Vatansız kalmışların şehri burası.

Burada, kac yıllar merhabasız geçti, kaç sevdalar kayboldu. Burası bir tutuklular şehri, ben bu şehirde tutuklu kaldım.

Önceleri sizler gibi, ben de bu şehri çok sevdim, şimdi ise sevmek zorunda olduğum için seviyorum bu şehri, diğer türlü ben, ben olarak yaşayamam bu şehirde.

Bu şehir mi duygularımı katletti yoksa ben bir akıl hastası olup onları kendim mi katlettim bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu şehirde katledilmiş bir hayatı yaşıyorum.

Önce gözlerimi kaybettim bu şehirde. Herkes birden ortadan kayboldu. Sonra sesleri duymamaya basladım. Çünkü sesler, anlam katmıyordu cümlelere. Nasıl mı? Örneğin, “seni seviyorum” derken birisi, ben bu cümlede duygu bulamadım. Duygusuz sevgiler beni sağır etti bu şehirde.

Konuşmaz oldum sonra. Nasıl konuşacaktım ki duyguların olmadığı sözlerle.

Bu şehirdeki insanların, neden zahmet edip birbirlerine sarıldıklarını da anlayamadim. Duygusuz bir sarılma, bu nasıl oluyordu, anlamadım. Vücutlar birbirine yaklaşıyor, birbirine dokunuyor fakat sadece bir görev gibi, duygusuz bir sarılma. Şöyle karşısındakini kendine çekip, sımsıkı bir sarılma değildi bu sarılmalar.

Bir de en çok nefret ettiğim, insancıklar birbirleriyle tokalaşırken, eller nerdeyse birbirine değmiyordu.Hani elini uzatırsın karşındakine, oda sana uzatır, sımsıkı, candan bir tokalaşmayla selamlarsınya karşındakini, hayır, işte böyle değildi bu şehirdekilerin selamlaşması. O nedenle yıllardır selamlaşmayı kestim.

Samimiyetleri kaybettim tüm bunların ardından. Herkes kendisiyle meşgul. Iki kişi biraraya gelse sohbet için, konuşan genelde havaya konuşur, dinleyen, dinlediğini belli etmek için düzenli aralıklarla başını sallar, arada anlamsız mimikler katar baş sallamalarına. Belki de yoldan geçenler daha ilgi çekicidir o an dinleyen için. Hayır, bıkmıştır dinlemekten. Ve ben böylece, sohbetlerimi de bu şehirde kaybettim.

Daha neler kaybettim bu şehirde bilmiyorum, sanırım en önemlileri bunlardı. Şimdi ben bu şehirde kendimi kaybettim, yok, sakladım kendimi. Insancıklar, kendilerince yaşıyorlar bu şehirde, duygusuz. Ben kendime göre yaşıyorum. Yanlız.

Ne bir Diclem var

Ne de bir Mezapotamyam.₳
2014

Ayşe Mantarcı

Next Post

Fransa Tekelci Burjuvazisi intikam peşinde - İsmail Doğruer

Çar Tem 31 , 2019
Fransa’nın Sarı Yeleklilerinden  Steve Canico Sen nehrinde parçalanarak katledilmiş olarak bulundu. Fransa’da 8 aydır kararlılıkla süren direniş karşısında çaresiz kalan Fransa devleti ve direnişi şiddetle bastırma çabasında ki Fransa polisi, gözdağı tutuklamalarındanda sonuç çıkmayınca bizlere hiçde yabancı gelmeyen kirli yollara başvurmaya yöneldi.38 gündür kayıp olan #SteveCanico ‘nun cesedinin nehirden parçalanmış olarak bulunmasından […]
Translate »