Hikayelerimizi biz yazıyoruz -Bahar Nare Kızıl

Bahar Nare Kızıl
Öykü Yazarı

Hikayelerimizi biz yazıyoruz !

Her toplum, tarihin inbiğinden damıyarak oluşturdukları kültürel kimliklere sahiptir. Bu nedenle, hikayelerimizi bizden başkası yazamaz, anlatamaz! Bizim dışımızda bizi yazanların, dostlarımız olmadıklarını, yok olmanın eşiğine geldiğimiz bugünlerde, derin uykumuzdan uyandığımız kadarıyla algılayabiliyoruz.

Onbinlerce yılda birikmiş kültürel mirasımızı, bugüne kadar aktaranlar, pirlerimiz, erenlerimiz, ozanlarımız, aşıklarımız ve dengbejlerimizdir. İnsanlığın ortak dilini ve duygularını yaratan, nesilden nesile aktaran, geleneksel toplum insanları ve sanatçılarıydı onlar. Yol gösterici ve sözlü geleneğin taşıyıcılarıydılar. Ve bu kadim insanlar misyonları gereği yaşadıkları dönemlerin iktidar güçlerince ağır, acımasız uygulamalara maruz kalmışlardır. Sanayi devriminin bir sonucu olan, geleneksel toplumdan modern topluma geçişle, toplum yapısı büyük ve kökten sarsıcı bir değişim yaşadı. Her şey çok hızlı bir değişime uğradı. Bu değişimin en sarsıcısı, tekçi mantıkla ulus kimlik inşa eden, modern toplum aktörleri idi. Bu aktörler, idealleri uğruna kültürel soykırımlar yapmaktan hiç çekinmemiş, fiziki soykırımlar yaparak ta, tarihteki yerlerini almışlardır. Bununla da yetinmemiş, kırımdan geçirdikleri kültürlerin hafızalardan silinmesi için de uyduruk, çirkin hikayeler yazmışlardır.

#Unutma Tekçi ulus kimlik inşa aktörleri, yaptıkları soykırımları, halkların nezdinde meşru kılmak için ise çeşitli kılıflar giydirmişlerdir yaptıklarına. Bu, tekçi yönetimlerle, insanları tek tipleştirerek yazdıkları uyduruk tarihle beyinleri işgal etmişlerdir. Yeni nesillerin, kendi özlerine yabancılaşmasını sağlamış ve gerçek kimliklerine düşmanca bakmalarını, toplumsal bir ruh ve gelenek yaratarak, insanları gazaplarıyla şekillendirmişlerdir.

Bu yazdıkları tarih, çeşitli kültürel dokudan, gerçekten, duygudan ve çok renklilikten uzak, sadece yaptıkları soykırımlarla övünen ve kendilerini kahraman gösterdikleri hikayeler dir. Bu nedenlerle, toplumsal hafızanın korunması için özgün toplumların yaşadıkları olumlu olumsuz her şeyi kendilerinin yazması, varlıklarının devamının sağlanması için çok önemlidir. Pir Sultan Abdal gibi ozanların, dengebejlerlerin, aşıkların, hikaye anlatıcılarının, binlerce yıldır ağızdan ağıza anlatılarak bugünlere ulaştırdıklarını #toplumsalbellek silimi ve #unutturma yoluyla hiçleştirilmek isteniyor.

Geleneksel toplumla, modern toplum arasındaki en güçlü bağın kültür olduğunu görmek çok zor değildir. Hikayelerimizin kimi anlattığı çok önemlidir. Ortak yaşam alanı olan yeryüzü, anadilleriyle, halkların birlikte yaşadıkları öncesi, bugünü ve yarını olan alandır. Zaten mezarlıklar, tarihi yerler, efsaneler, masallar, türküler ve ağıtlar vb. bize göstermiştir ki, bizden önce de birileri yeryüzünde yaşamıştır.

Elbetteki küreselleşen dünyada ve dijital /nanoteknoloji ve bilgi çağında dünyanın çok küçüldüğünü, insanların ve kültürlerin aynılaştığını göz ardı edemeyiz. Bütün bu olumsuzlukların son bulması ve özgün halk kültürlerinin korunması için; toplumların kendi tarihinin izini doğru bir yolda sürerek ve gerçek tarihlerinin nerede kopmaya ve yolunu kaybetmeye başladığının araştırmasını yapması gerekmektedir. Yani, araya giren ayrık otu misali, insanların kendilerine yabancılaşmasına neden olan ve insanın doğasına uymayan, tekçi yönetimleri yıkmak, insanın hafızasını diri kılmasından geçer. Daha barışçıl ve huzurlu yaşamak için de artık insanlığın gönül gözüyle, maneviyatını besleyerek, hayata bakmasını öğrenmesi gerekiyor…

Öykü Yazarı / Sosyoloji ögrencisi Bahar Kızıl

Bahar Nare Kızıl

Next Post

Leyla Güven'in Direnişinin Ardından Muhasebe İhtiyacı -Ural Eroğlu

Per Tem 11 , 2019
Haksız olarak tutuklanan ve Diyarbakır E Tipi Hapishanesi’ne konulan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakari Milletvekili Leyla Güven, 8 Kasım 2018’de açlık grevine başladı. İmralı Adası’nda tutsak olan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı bu açlık gerivini başlattığını kamuoyuna açıkladı. Kısa sürede Türkiye hapishanelerindeki politik tutsaklar da aynı taleplerle açlık […]
Translate »