Fethi Koç
Şair -Yazar

Kırımdan geçirilmiş, sürgünler yaşamış, köyleri boşaltılmış, dağları isyan ve Acılarla yoğrulmuş Dersimin coğrafyası ve kültürü muhalif yazarlar çıkarmaya devam ediyor.

Hele ki edebiyat dünyasında kadın yazar olmak çok önemlidir bizim gibi ülkelerde. Kırıkları onaran, dağınıkları toplayandır kadın, ve bunu tek başına yaparken de güçlüdür. Kafese konulan kuş nasılki ötmeyi bırakmıyorsa, baskı ve kölelik zincirini kıran kadın da hayatın her alanında daha üretken ve başarlı olduğuda bir gerçekliktir. Maya Angelou masallardan, kadınların insanlarla ve toplumla ilişkileri, kişisel imgeleri ve bağımlılıkları ne kadar güçlü olduğunu söylemişti. Ki, bugün bu tez belirgin bir şekilde kendini göstermektedir.

Gevher: 1938’de, Türk devleti bir anneyi çocuklarıyla birlikte samanlığa atarak yakılmış bir annedir. Gever Ermenice bir isimdir ve Mücever anlamına geliyor. Gerçek Mücever yeryüzünde insan olduğu için bu kırımlar ve katliamlar yaşanıyor Dersim de. Doğasıyla birlikte yok edilmeye çalışan o coğrafya dağları gibi insanlarıda başı dik yüreği yekindir. Üretkenliği dirençliğinden gelmektedir. Son zamanlarda Dersimli kadınlar politikada olduğu gibi sanat ve edebiyatlada çoğalıyorlar. Yazar Bahar Kızıl, kitabında kadın için şunu belirtiyor “Kadının özgürleşmesi tüm insanlığın özgürleşmesidir.” işte kadın yazarların gizemi ve tılsımı bu cümlede sırı saklıdır.

Bahar Kızıl ikinci öykü kitabı GEVHER ile yeniden okucuyla buluştu. Ilk öykü kitabı olan “Nare Kadın” eseriyle okucuyla tanışmıştı. Gevher, on beş öyküyle okuycuyu hayatın kıyısna taşıyor.

Gevher yaşamın kıyısından geliyor. Her kıyı bir uçurum derinliği taşıyor içinde. Bıçak sırtında giden hayatların zorluklarının minhek taşlarını döşüyerek hayatı örüyor yeniden. Hayatın tüm zorluklarına inat yaşamı daha kutsal görüyor kıyımların içinde. Hayata anlam veren her kıpırdıya gülümsüyor Gevher. “Mor menekşe Gevher’in en sevdiği çiçekti. Ona gözü gibi bakardı. Her sabah bildiği bütün sevgi sözcüklerini yüksek sesle sıralardı.” Sevgiyle beslenen bir hayat yaşama anlamılı imgeler düşürür. Öykülerdeki doğa sevgisi de insanda ayrı bir dem bırakmakta.

Yazar Bahar Kızıl’ın hayal gücü taktire değerdir. Hayal düşü güçlü olanın edebiyatıda güçlü olduğunuda açığa çıkarıyor okurda. Geverin öykülerini okudukça düş ırmağnda akıp gidiyorsun bir diyardan bir diyar. “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir” der filozof. Çünkü, bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm

dünyayı kaplar. Bir insanı tutuklayıp esir alabilrsin ama onun düşüncesini, hayalini asla ve asla esir alamazsın. Düşlemek, düş gücü kulanmak belkide sanatın olmazsa olmazıdır. Sanat yaşamın tekdüzeliği karşısında düş gücünü, düşünceyi ve umudu hep ayakta tutmuştur. Yazarımızın kitabında bize sunduğu öykülerindeki kadının hayal ve yaşam direncini bize bunu hatırlatıyor. Öğretici ve devrimcidir.

Kitabı, Gevher kadına adadığı için öykülerin kahramanı olan kadına ismini veriyor. Öyküler, günümüzdeki hayatta yaşanan gerçek toplusal olaylardan yola çıkarak yazılmıştır. Evli kadınların çektiği zorluklardan, boşanmak istediklerinde önce kocaslarından, sonra ailesinden ve daha sonra toplumsal baskının kadının üzerinde yaratığı travma ve piskolojik etkiyi vurguluyor. Buna dikkat çekerken, günümüz toplumdadaki kadının maruz kaldığı sınıfsal, siyasal, ve kültürel baskılara karşı kadının mücadeleseni ve duruşunu yalın bir dile öykülere taşımakta. Toplumsal bir dil kulanan yazar, ve aynı zamanda kendine has bir tarz oluşturmaktadır.

“Kadının dilinde hasret büyür, gurbet küçülür.”Gevher, hayat serüveni Dersim, İstanbul ve Çukurova da geçiyor. Üçlü deklemde, üçlü motivlerle yaşam mücadelesini verirken, köküne tutunarak yürüyor zamana. Zamansa bir enkaz gibidir yoksulların kentlerinde. Tüm zorluklara rağmen içinde hiç bitmeyen umut vardır yüreklerinde. Gökyüzü, yeryüzü ve deniz üç deklemi tamamlıyor. Yıldızlara tutunan Gevher, sevda türkülerini dilinden hiç eksik etmiyor. “dilin coğrafıyası türküyse, melodisi de kadının çığlığdır” Bahar’ın öyküleride.

“Kadının bekçisi çoktur, etrafı diken doludur” diyor Gevher.

Özellikle ülkemizde toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlara biçtiği davranış kalıpları, toplumdaki yaygın önyargılar, farklı yaşayışlara karşı hoşgörüsüzlük vb nice engeller neredeyse hiç değişmeden önlerinde durmakta, dikilmektedir, üstelik hesap etmedikleri başka engeller de söz konusudur: Sevdikleri adamlarla evlenmiş bile olsalar, ev içindeki rolleri annelerinin zamanıyla kıyaslandığında o kadar da değişmemiştir bu yeni dünyalarında. Gevher, yeni yaşamında çıktığı serüvende bu toplumsal gerici önyargıylada tek başına mücadele vermekte. Zordur, zoru zorla başaracağınıda artık bilincidedir. Bilinci kavrayan insan köleliğide red eder. Ne pahasına olursa olsun red eder. Gevher’in yaşam öyküsü bunu öğretiyor. Ve ekliyor, “Kadının ruhu asla hapsedilemez.”

Yazar Bahar Kızıl’ın öykülerinde rastladığımız, klasik öykü kurgularını zorlayan, kıran, değişip dönüştüren biçimsel arayışları da bu çatışmalı hallerle ilişkilendirmek mümkündür. Biçimsel arayışlar, çok zaman öykü anlatıcısının

ya da öykü kişisinin sesine yeni bir ses ekleme çabasıdır. Bu çaba daha çok ezilen kadınlara çağrışımdır. Kendini bulan kadın, kendini tanıyan kadın güçlü kadın olur. Her türlü gericiliğe karşıda isyan etmeyi kuşanır. Kendi kaderini kendisi belirler ve yaşamınıda kendisi kurar. Zincirlerini parçalayan kadının ellerinde, yüreğinde ve beyninde ışık çoğalır. Daha güzel yaşanacak bir dünya içinde ışığıyla rehber olur.

Yazar Bahar Kızıl’ın kitabında İç içe geçmiş öyküler var aslında. Bir yanda Gevher’in vermiş olduğu yaşam mücadelesi içerisinde farklı mekanlarda tanıştığı kadınların sorunlarını da öykülerine taşımış. Renkli ve sürekliyici olan öyküleri aynı zamanda öğreticidir.

Bahar Kızıl, yine NARE KADIN öykü kitabında olduğu gibi, birbirini takip eden öykülerle, birbirine bağımlı öyküler ile çıkıyor okuyucusunun karşısına. Öykülerde, vakti gelince çatlamaya başlayan toprak gibi mayalamış kadının dünyadaki gerçek rolü var. Çocukların çatlayan annelerin ellerine takılan gözleri gibi dokuyarak duygulara yön vermiş. Nasırlı eller gibi kokan tütün tarlaları ve fabrika çarklarında dönerek yerini alıyor satırlarda. Gevher, okumaya değer kitapların izi ve tadı bırakıyor insanda.

Gavher öykü kitabını okurken Munzur ve Torosların kokusu düşer içinize. Boğazın serin sularında akıp giden teknelerin iz bıraktığı hislerle ruhun derinliğine düşerek bir şeyler mırıldanırsın. Demli bir çayın tadında gitmek istersin bir yerlere. “Gittim, sonra sana dönemedim / Ruhumun içinde seninle sürgünlerde debelendim durdum / Sürgün coğrafyası koydular adını / Gözlerimin suyuyla aktım sınırlara / Her Hudut sen kokuyordun / Her sınır bir tuzaktı suyunu içenlere / Çığlıklarımızın rengide kızıldı ve sana benziyordu / Her kaya tanıklık etti sevdalarımıza / Her ağaç dalında bir dileğimiz tutuludur / Ve her karış toprağında izlerimiz düşmüştür yüreğine / Düşümüz ve isyanımızın çığlığıdır boy veren o kadim topraklarda” diyerek içinde öylece kitabı bitirirsin.

Mara yayınlarında çıkan GAVHER okumaya değer bir öykü kitabıdır. Kadın yazarların çoğalamsı edebiyatın rengi ve dili zenginleşiyor. Bahar Kızıl, kadının dili ve rengi verdiği öykülerinde, aynı zamanda kendine has yeni bir felsefe ile okucuyu farklı duygularla sürüklemesini başarmış.