Dersimi – Özlem Armen

Dersim, Cumhuriyet öncesindeki sınırları doğuda Varto, Kuzeyinde Zara, Batıda Malatya’ya kadar büyük bir Coğrafyayı kapsamaktadır. 
Birinci emperyalist paylaşım savaşı sonrasında Anadolu’da yaşanan Ermeni, Keldani, Pontos, Kürt vb. soykırımlar sonrasında Dersim soykırımdan geçirildi ve ismi de Tunceli olarak Kemalist devlet tarafından değiştirildi.
Bugün ki Dersim; Batıda Fırat, Güneyde Murat Nehirleri, Doğuda Peri Nehri, Kuzeyde Munzurun sarp sıra dağları ile çevrili bir bölgedir.
Dersim;
Selçukludan Osmanlı imparatorluğuna kadar ki süre zarfında onlarca kez Dersim’i köleleştirmek amacıyla seferler düzenlenmiş ama zaferler elde edememişlerdir. Yüzyıllar boynuca bu seferlere karşı Dersim ya bağımsız ya da özerk yönetimini her daim korumuştur.
Bu durum Cumhuriyet dönemine kadar süre gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş sonrasında 1937-38 yıllarına kadarda aşiretlerin kendi aralarında konfedaral biçiminde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Hiçbir merkezi otoriteyi kabullenmemiş işgalcı güçlere karşı boyun eğmemiş bir geçmişe sahiptir.
 
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Türk İslam tezi çerçevesinde adım adım halklar katledildi, asimilasyon ve sürgünlerle bu proje hayata geçirildi. Soykırımlar sonucu mozaik Anadolu kültürleri yok edilmekle yüz yüze kaldılar.
Bugün, başta biz Dersim`liler soykırımdan geçirilen halkımızın hesabını sormak için her Mayıs ve Kasım aylarında kamuoyunu duyarlı hale getirmek amacıyla etkinlikler yapmaktayız. Toplumsal yaramız halen kanıyor. Türk devleti bu yarayı tedavi etmek istiyorsa mutlaka kendi tarihiyle yüzleşmesi gerekmektedir. 
Türkiye Cumhuriyetinin kurucularından, başta Mustafa  Kemal Atatürk olmak üzere bütün o dönemin yöneticileri Dersim soykırımının plan ve projelerinde yer aldılar.
Amaçları belliydi;
Türk ve Müslüman olamayan Alevi Kızılbaş inancının ana merkezi Türkleştirilmeli ve Suni İslam edilmeliydi. Bundan dolayıdır ki, kültürümüze inancımıza ve kanat önderlerimize ilk önce saldırdılar. Jarlarımızı ve dillimizi yasakladılar.
Seyid Rıza ve diğer kanat önderleri 15 Kasım 1937’de idam etmeleri yukarıda izah etmeye çalıştığım inkar ve imha siyasetin bir sonucudur.
1938 Dersim soykırımında kitaplar dolusu yazılmasına rağmen bir kez daha burada bu kırımda kurtulan çocuklar Kadının sayesinde olduğunu, Kadınlarımızın fedakar rollerin büyük olduğunun altını çizmek isterim.
Kırımdan sonra barınma, beslenme, çocuk ve yaşlılara bakma ki o vakitlerin imkansızlıkları içerisinde büyük bir sorumluluk yerine getirmişlerdir. Ve yine hatırlatmak gerekir ki, o dönemde silah kuşanan Kadınlarımızda vardı. Zarife Ana bizim sembolümüz olarak göstere biliriz.
Ve yine bir kez daha hatırlatmakta fayda olacaktır; Kadınlarımız Kırımda, TC askerlerin eline geçmemek uğruna kendilerini kayalıklardan aşağı atarak intihar ettiklerini canlı tanıklar tarihe not düşmüşlerdir.
Bu coğrafyada Kadın olmak bir  ayrıcalıktır anlayışı bu direngen ruhtan gelmektedir.
Dik başlılığını, inancı ve kültürü, yıllar sonra değişen dünya koşullarıyla birlikte kendi geleceğini Sosyalizmde aradı.
Kızılbaş “jar” kültürü  inancın dergâhı Dersim topraklarında Kadınlar Güneşten önce uyanırlar, sonra  Güneş doğar, “Çünkü Güneşi Kadınlar Doğurur” der Ezedi atasözü
Sanki bizim bu topraklarda ki hayatı anlatmış bu atasözü…
Dersim kadının Güneş, Ay ve Toprak ile derin bir bağı var. Güneşe uzanan elleriyle günlük hayata  kadının başlaması  inancı, kültürü ve yaşama olan ayrıcalıklı duruşunda ötürüdür. Yaptığı dualarda dört inanç kitabında olmayan dualardır. Dersim coğrafyası kırsal bir bölgedir. Hayvancılık ve tarımla insanlar geçimini sağlamaktadır. Buradan yola çıkarak kadının üretimdeki yerini rahatlıkla görebiliriz. Köylerde kadın tarlada, bağda, bahçede, davarda, kente ise hayatın her alanı da Dersim Kadınını görmek mümkün.
Dersim’de kadın Mücadelesine kısa bakarsak rahatlıkla büyük bir kavga göre biliriz;
Dersim’de Kadın mücadelesi uzun yıllara dayanır. Türk zindanlarında yıllarını, gençliğini o karanlık dehlizlerinde geçirmiş olan İsviçreli enternasyonal devrimci Barbara Anna Kistler’in Dersime gelip buradaki Kadınlarla omuz omuza mücadele vermesi ve burayı seçmesi tesadüfü olmasa gerek. Dersimde devrimci kadınların mücadelesi kesintisiz her dönem devam etmiştir. Bugünde en coşkulu biçimde devam ediyor. Değişik kadın kurumlarının siyasal çalışmaları ayrı ayrı olsa da tarihsel bazı dönemlerde bütün kadınlar kendi renkleriyle ortaya çıkarak, sokaklarda birleşmeleri bugün açısından oldukça önemlidir.
 Bütün bu tarihsel akışın içerisinde bugün Dersim Anadolu da yeni bir kültür ve halkların geleceği açısında örnek bir tavırla tarih sahnesinde kendisinden söz ettirmesi tarihinden aldığı mirastır.
“Söz, Yetki ve Karar Halklara” şiarıyla bir tartışma başlatıldı Dersimin sosyalistleri. Bu anlayış ile 2014 yılında yerel yönetimlerde OVACIK ilçemizde BELEDİYEYİ kazanıldı. Ve burada başlatılan bir kültür ile  “Üreten Biz, Yönetende Biz Olacağız” bu anlayış ile 2019 yılında Dersim Merkez belediyesi Dersim de Sosyalistlerin eline geçti. Bu yaşananların şöyle okumak gerekir; Dersim Kadını, Gençleri kendi geleceklerini Halk Meclisleriyle idare etmek istemesidir.
1 Nisandan itibaren bu topraklarda kaderini belirleyen Dersim halkı kendi geleceği hakkında söz söyleme karar alma mekanizması hayatta geçirmiştir.
Bu anlamıyla sosyalist bir düşüncenin altında kendi kültürünü dilini inancını ve doğasını koruma altına almak istemelerini hedeflenmiştir. Ovacıkta ekilen tohumun tüm Anadolu ya yayılması gerek kamuoyunda gerekse diğer kıtalarda yankı bulması tüm ezilenlere umut ve ışık olmuştur.
 Bu umut ve ışık komşu ülkelerimizde ve halklarımızda ses olduğunu buradan duya biliyoruz. Yunan halkının tarihsel geçmişindeki engin deneyim ve birikimin olduğunu biliyoruz.
Dersim halkı her daim komşu halklarla asla düşman olmamış, onların haklı mücadelelerini desteklemiş ve yanlarından olmuştur. Komşu halklar kendi geleceğini yeniden örgütlemesi Ovacık- Dersim modeliyle gerçekleştireceklerine inanıyorum. Gençlik, Kadın, Semt ve Mahalle meclisleriyle kendi geleceğini yeniden örmek çağın olmazsa olmazıdır.
Dersime sahip çıkmak kendisine insanım diyen her kesin görevi olmalı. Dersimde başlatılan demokrasi anlayışı geleceğe ışık tutacaktır.

Özlem Armen

Next Post

Dersim Halkı Bir Evladını Daha Kaybetti - Dersim Kongresi Meclis

Pts Haz 3 , 2019
Kemal Artuç (Doktor) Mazgirt’li yoksul bir ailenin çocuğudur. Siyasal hayatına yetmişli yılların başında TKPM-ML ile başlar, sonraki süreçte KAWA örgütü yöneticileri arasında yer alır. 12 Eylül de ağır işkencelerden geçer, tutuklanarak müebbet hapis ile cezalandırılır. 16 yıl çeşitli cezaevlerin de yatar… Belçika’da Politik mülteci olarak yaşamını sürdüren Kemal Artuç, bugün […]
Translate »