Müzisyen-Yazar

Yoksulun umut ocağı gurbet olursa, orada bütün kötülüklere karşı direnme bilincini taze, kılıcını keskin tutacaksın.
Yüzünde tebessümü gizleyen bir sertlik olacak. İster istemez elin bir başka hoyrat olacak ki caydırıcı olsun kötü ellerin sana uzanmasına.
Merhametten de uzak olmamalısın. İnsan o merhamet denen duyguyu bir yitirdi mi, bulması zor, kumda iğne aramaya benzer.
Merhamet kelimesi aklıma gelince Basralı şair Faruk Hazar’ın Irak işgalinde Basralı bir çocuğun dilinden dünyaya seslenişini geliyor aklıma.
Şöyle diyordu çocuk; merhamet hür dünyaya bu kadar mı uzaktı franks?
Sevgili Onur olgun bir albüm çalışmasında okumuştu bu şiiri. Sonrasında bu şiir için klip düşünüldü, ilginçtir filim akademide okuyan ıraklı bir genç öğrenci çekecekti. Şiiri Almancaya tercüme edecek türkçe ve Almancaya hakim olan arkadaş merhamet kelimesini bilmiyordu. Başka arkadaşlar devreye girdi bir türlü merhamet kelimesinin almanca karşılığını bulamamıştık.
Belki vardı ama biz bulamamıştık.
Haksızlık mı olur bilmiyorum, belkide almanca da merhamet kelimesi yoktu.
Merhamet çok insani bir özellik. Koşullar ne olursa olsun, merhamet asla yürekten atılmamalı. İnsan kalabilmek için çok önemli bir duygu.
Gurbet, öyle bir hayat hikayeleri katar ki insanın yaşamına, bunları okulda okumak mümkün olmaz.
Öğreniriz bütün insan hallerinden.
Ayrıca gurbetin öğrettikleri de vardır.
Sen öyle şaka yapmalısın ki seni şaka üzeri alaya alacaklar, hafife alacaklar şöyle bir tırssın.
Seni alaya alacakların şakasına öyle bir misilleme olmalı ki…..

Tarsus meyve sebze halinde kalabalık bir hamal grubu, iş olmayınca başlarlar kendilerince en beylik kurnazlıkla örtüşen gurbet insanının insan sarrafı olmuş, en muzip takılma hallerini yapmaya. O meyve sebze hali bazen palavra meydanı, bazen şakaların havada uçuştuğu bir yer olur.
Şakalarla Kara Hacı’ın üzerine üzerine gidilince, Kara Hacı başlar oynayacağı oyunun senaryosunu yazmaya.
Hamal arkadaşlarına iki dakika içinde bir yere gidip döneceğini söyler ve kalkar gider.
Öylede yapar. Geri döndüğünde, yarın on kişilik bir Hamal gücüne ihtiyaç var. Gece yarısı Tarsus istasyonuna bir tren gelecek iki vagon yoğurt getirecekmiş. Onun boşaltılması gerekiyor, bu işle ilgilenen komisyoncu bu işi bana verdi der.
Komisyoncu adam Hamal başı sen olursan on kişi ayarla bu iş senin dedi der. Gece olduğu için de iyi para veriyor der. Hadi şimdi bana gece saat 3:00 te kimler gelir söyleyin bakalım der. Hemen oracıkta on kişi kendisini yazdırır. Kara Hacı, yapacağı şakanın tıkır tıkır yolunda gitmesinden aldığı memnuniyetle, ben şimdi eve gidiyorum, yarın gece işi için erken yatacağım, oradan ayrılırken, beni mahcup etmeyin yarın gece Tarsus istasyonunda herkes elinde küreği ile hazır olsun der ve gider.
Giderken içinden kendi kendine hadi bakalım Kara Hacı ile uğraşmak nasılmış görüşeceğiz der.
O gece yarısı Tarsus istasyonunda on kişilik hamal gurbu kürekleriyle birlikte başlarlar iki vagon dolusu gelecek treni beklemeye.
Bekle bekle…. bahsedilen tren gelmediği gibi sabah 5:30 kadar hiç bir tren gelmez.
Meraklılar bir görevli bulup sormanın daha iyi olacağını düşünürler ve aralarından birini görevlendirler.
Hamal gider bir görevli bulur, mahruzatını görevliye anlatır. Görevli önce anlamaya çalışır sonra, halamın gayet ciddi olduğunu anlayınca başlar gülmeye.
Bee kardeşim kaç kişi geldiniz yoğurt indirmeye der.
İleride ki kürekleriyle bekleyen dokuz arkadaşını gösterir, ahaa bu arkadaşlar der.
Görevli gülerek, kim oynadı ise bu oyunu size pess valla, çok cin bir oyun der.
Hemde inşaatta kullanılan küreklerle boşalacaksınız öyle mi?
Siz hiç vagonla yoğurt nakil edildiğini duydunuz, gördünüz mü? Görevli kahkahalar atar bu duruma.
Hamal, istasyon görevlisinin alaycı tavrına bozulur ama ses edemez.
Hamal, nasıl bir oyun içinde olduklarını anlatmak için arkadaşlarının yanına gider ve görevlinin kendisine güldüğünü alaya aldığını mahcup bir şekilde anlatır.
Yoğurt indirmeye gelen diğer hamallar bu durumu bir müddet kimseye anlatmayalım diye karar alırlar kendi aralarında. Artık yeni bir gün iyice aydınlanmış, kendileri gibi diğeri işçiler, emekçiler sokaklara akmış. Eve gitmeden, hiç bir yere uğramadan doğruca Tarsus meyve sebze haline giderler Kara hacıyı bulmak için. Kara Hacı bu oyunu oynarda hale çalışmaya gider mi?
Kara Hacı arkadaşlarına yaptığı bu şaka sonrası, bit kaç gün çalışmaya gitmez meyve ve sebze haline.
Bir kaç gün sonra, hamalların öfkesi dinmiş, başlarına gelenlere kendileri de gülmeye başlarlar. Artık hamalları bir birlerine yoğurtçu diye seslenirler.
Aralarında karar alırlar Kara Hacı’ya kimse şaka yapmayacak biz bu şakayı hak ettik derler.

Canım Amcam davranışlarınla kendine münhasır kişiliğin vardı.
Seni tabiki sadece yukarda ki anlatımla izah etmek mümkün değil. Gurbet yaralı yüreğinle çok acılar yaşamıştın. Hayatı bazen el yordamıyla karşılayan, doğallığında yaşayan, huysuz yanlarını gülüşünle yumuşatan içtenliğe sahiptin.
Köyümüzün bir zamanlar bıçkın delikanlılarındandın. Her köy düğünlerinde oynadığın kartal oyununu oldukça başarılı icra ederdin. Düğünde bulunan yaşlı, genç, kadın, kız, erkek, delikanlıyı oyunda kendine baktırmayı bilirdin.
Bir kartal gibi çevik, oyunda ki hırs ve tutkunla bir kartaldın avını yükseklerden seyreden.
Bütün insani yanıyla bu dünyadan bir KARA HACI geçti diye bilirim.
Yakışıklı amcam seni hiç unutmayacağız.
Güle güle KARA HACI

05 Temmuz 2019 Hüseyin Sarıcı