Yerel Dinamiklerin Kıymeti Harbiyesi Üzerine Birkaç Kelam-Levent Kaçar

Doğadaki herhangi bir şeyin tabiatına alıcı gözle baktığınızda o şeyin gelişimindeki en önemli mücadele zıt kutuplar arasındaki çatışmanın ürünüdür. Birinden biri alt edildiğinde ya da ortadan kalktığında doğal olarak diğer kutbun da varlık nedeni ya ortadan kalkar, ya da değişime uğraması kaçınılmazdır. Yeni bir rakiple karşılaşırken o kutup, artık başka bir şey olmuş demektir. Ağacın kâğıt, kumun cam, hayatın ölüm ve nihayetinde başka bir hayat olması böyle bir şeydir. Her madde veya toplumsal dönüşüm, içerisinde bulunan bu zıt kutupların kıymeti harbiyesi sayesinde gelişir ve değişime bu sayede uğrarlar.

Burada değişime öncülük eden öznelerin, bu değişimlerin gerçekleşmesi adına, hızlandırıcı ve yapılandırıcı rolünü küçümsemek veya reddetmek gibi bir niyet asla söz konusu değildir. Zira o vakit toplumsal kahramanların, sosyal mühendislerin ve bilimsel öncülerin tarihsel süreçteki rollerini yadsımayı hiçbir aklıselim kaldırmaz, aksi durumda hayat çarpar insanı.

Benim asıl değinmek istediğim mesele, bu rollerin hiç birini inkâr etmeden, insanın kendisini bu değişimin tek öznesi olarak görmesinedir itirazım. Daha da ötesi, insanlar içerisinde bazı öznelerin kendilerini bu değişimlerin olmazsa olmaz öncüleri olarak görmesini anlamakta zorlanıyorum. Öncünün rolü nerde açığa çıkar biraz kurcalayalım o vakit. Öncü; eğer toplumsal dinamiklerin hangi aşamada, bu dinamiklerin bir fiziki koşullanma içerisinde olduğunu göz ardı ediyorsa, yaşadığı sosyal, psikolojik, yerel ve daha bir yığın etkileyenin farkında olmadan, kendi bildiği gibi ya da kitapların daha önceki deneyimlerden süzerek yazdığı gibi hareket ediyorsa, burada sorun var demektir. Her yerel dinamiğin kendi özgül koşullarına göre farklı aktörleri ve çatışan kutupları vardır. Bu unsurları dikkate almayan öncü, öncelikle güven kaybına uğrar, ardından o toplumsal sürecin asıl dinamikleri ile olan bağını yitirir. Geçmişteki sürece ve öznelerine bakıldığında bu durum kolayca görülmektedir.

Tamam, sorun üç aşağı beş yukarı belli ve teşhis de doğru ise, tedavi konusunda neler yapılmalı. Yukarıdaki satır aralarında değindiğimiz cümlelerde fikrimizce ipuçları verilmektedir. Son dönem Türkiye’de çapı oranında muhalif duruş sergileyen bazı kurumların gündemine de girmiş olmalı ki bu durum, meseleyle ilgili yerel dinamikleri asıl aktör olarak sorunun çözümüne oturtan tartışmalar, henüz yeni de olsa, bu çok olumlu bir gelişme. Mahalli meclisler meselesi, mahalle komiteleri gibi asıl olarak o yerelde yaşayan dinamiklerin sorunlarının çözümünde ve örgütlenmesinde söz sahibi olmalarını öne çıkaran tartışmalar yürütülmektedir. Yerel yönetimler meselesinin bu denli önemsenerek (zaman zaman kırıcı da olsa) solun tartışma gündemini meşgul etmesi meselenin özüne dönük kapsamlı ve her bakış açısını ihtiyaç haline getiren tartışmaları yürütmeyi

zorunlu kılıyor. Ne var ki bu tartışmaları sağlıklı yürütebilmenin bazı önkoşulları olduğu da gerçeğin bir başka yüzü. Birkaç saptama yapacak olursak;

* Öncelikle söz, yetki, karar ve uygulamalar bu yerel dinamiklerin inisiyatifinde olmalı,

* Bu konuda birikimi olan kurum ve kişilerin yol ve perspektif önerisi yanında mühendislik hizmeti olmalı,

* Projeye dönük somut adımlar ön planda tutulmalı,

* Üretilen projeler dayanışmayı, kaynaştırmayı, sorun çözmeyi birinci amaç olarak belirlemeli ve bunun duyurulması, çoğaltılması, anlatılması ikinci amaç kapsamında peşinden devreye sokulmalı,

* Ben duygusu biz duygusuna nasıl evrilir, bunun etik, bilimsel, ekonomik, siyası sondajlarının her yerelde yapılması ve raporlanması yine mühendislik hizmeti olarak bu kurumların gönüllü çalışanları tarafından yürütülmeli(tabi burada hakem ve denetleyici yine yerel dinamik inisiyatifinden oluşmalı)…

Daha bir yığın öneri ve akıl yürütülebilir, şimdilik bizim aklımızın erdiği menzil bunlarla sınırlı kalsın. Bu yazının kaleme alınmasındaki asıl amaç da zaten doğrular konusunda ahkâm kesmek değil. Farklı çeperlerde değişik fikirler ve öneriler var ise bunların buluşarak merhabalaşmalarına vesile olmak. Meram belli, aklı ve çözümü içimize dönerek sadece kendimizde aramanın bir faydası yok kimseye. Asıl önemli olan sorunun gerçek sahiplerinin yaşadıkları sorunlu alanlara dair kendilerinin merhem olması. Bu halkın dinamiklerinde bu cevherlerin olduğuna inanıyorum. Doğru ve sabırlı bir sondajla da bunun açığa çıkacağını düşünüyorum. Siz de bir el atmak istemez misiniz?

Levent Kaçar Şubat 2019