Stuttgart`ta Dayanışma Paneli

Ismail Dogruer|Stuttgart|Dün Stuttgart’ta 129/B yasasına dayalı yargılamalar, Yeni Polisyasası ve G20 tutuklamaları üzerine bir dayanışma paneli düzenlendi.

Gerçekleştirilen Panelde, 129/B yasası ve  buna dayanan yargılamalardan -„Münih Komünistler“ davası olarakta geçen- TKP/ML davasından uzun süre tutsak olarak yargılanan Erhan Aktürk  ve Dava avukatlarından Stephan Kuhn’un katılımı ile ATIK, MLPD Stuttgart, RoteHilfe OG Stuttgart, Zusammenkampfen birlikte düzenlediği Dayanışma motto’lu panele 80 civarında katılım oldu.

Panelin Moderatörünün hoşgeldin konuşması sonrası söz alan TKP/ML Dava sanığı Erhan Aktürk, Almanya’nın açtığı davanın, Türkiye ile ilişkiler üzerinden doğan ihtiyacın ürünü olduğunun altını çizdi.

SONY DSC

Almanya –Türkiye ilişkilerinin TC’nin kuruluş yıllarından öncesi ve 1. / 2. Dünya savaşları gibi kritik tüm süreçlerde güçlü bağların varolageldiği, günümüzde de ucuz işgücü, hammadde kaynağı ve silah ticaretinin önemli müşterilerinden biri olması, özgül ticari ve siyasi ilişkiler kadar başta NATO olmak üzere AB ve G20 gibi  Emperyalist kurumlaşmalardaki işbirliği ve ortaklıklar nedeniyle güçlü bir şekilde bunun sürdürüldüğünün altını çizdi. TC’nin isteklerine göre hazırlanan davanın zeminin Alman anayasası ve ihlalleri üzerine oturtulamadığı halde her aşamasında TC ile gerekçelendirme ve davanın akışını yönlendirme noktasında işbirliğinin olduğuna vurgu yapan, Erhan Aktürk kendisinin ve diğer dava arkadaşlarının tutukluluk süreçlerinde „Beyaz Işkence“ olarak ta adlandırılan izolasyona tabii tutulduğunu ve bunun irade kırmak amaçlı uzun süre sürdürüldüğünü dile getirdi. Konuşmasının sonunda, Emperyalistler ve işbirlikçileri arasında bu tip örneklerin geçmişte de bugün de ortaya konduğunun ve gelecekte de olacağının altını çizerek bu davanın egemen sınıflarla ezilenler arasında bir kavganın farklı mecrada sürdürülmesi olduğunu ve bu davanın TKP/ML  tutsaklarından Müslüm Elma’nın dediği gibi, salonlarda değil sokakta sonuçlanacağının altını çizdi.

Almanya da 129/B yasası’nın anlamı ve bunun üzerine politik göçmenlerin  siyasal baskı altına alınmasının hedeflendiği gerçekte Almanya devletinin kendini koruma adına böyle bir yasaya ihtiyacının olmadığının altını çizen Avukat Stephan Kuhn, konuşmasında, TKP/ML dava akışı içinde hazırlık ve dava akışındaki yasal çelişkiler ve yargılama zeminin hukuken boşluğunun örtülemediği ve tamamen devletler  arası ilişkilerin ekonomipolitiğine bağlı bir extra hukuk oluşturulduğu anlamına gelen belirlemelerde bulundu.

SONY DSC

Rote Hilfe adına yapılan konuşmada, Bayern’de yürürlüğe giren polis yasası ve uygulamalarına dikkat çekildi. Gözaltı süresi, Polis şiddeti ve buna karşı konulması durumunda ağır para cezalarınıda kapsayan yargılamalarla anti-demokratik siyasi rejimin sertleştirilmesi insan hakları ihlallerini sistemleştirme ve keyfiyetçiliğe değindi.

Solikreiss G20 adına yapılan konuşmalarda, Hamburg da polis şiddetine uğrayan protestocuların yargılanmaya çalışıldığı. Bu noktada, eylem kitlesinin şiddete karışmayanlar ve vuran-kıranlar olarak bölünmeye çabalandığına vurgu yapıldı. Stuttgart`tan G20 protestosuna gidenlerin mahkeme kararları olmadan DNA larının alınmaya çalışıldığı ve buna karşı konulduğu.Bunun bilince çıkarıldığı vurgulandı.

MLPD adına yapılan konuşmalarda 129/B yasası üzerine geliştirilen baskı ve yargılamalara değinildi ve süren davalarla şimdiye kadar olan dayanışma eylemlerine vurgu yapıldı. Dayanışmanın büyütülmesi ve süreci sert polis yasaları ile devlet adına kontrol mekanizmasını ağırlaştırma eğiliminin geriletilmesindeki rolüne vurgu yapılarak tüm kesimlere bu yönde çağrı yapıldı.

Panele katılan izleyicilerinde aktif soru-cevap biçiminde süren tartışmalara katıldığı ve panelin Stuttgart’ta yeni Polis yasasına karşı ve 129/B yasasına karşı varolan duyarlılığı yansıttığı görüldü.