Daimler işçileri, işçi kıyımına karşı örgütleniyorlar!

AHM|Bir süredir dizel otomobil tartışmasıyla ilgili, ilgisiz herkesin konuştuğu bir süreci yaşıyoruz. Dizel motorlu araçların bir kısmının ‘’hava kirliliği’’ bahane edilerek şehir merkezlerine girişlerinin yasaklanmasının arkaplanında her ne kadar hava kirliliği gösterilsede, esas neden bu değildir. Araba üretici firmalarının aşırı araba üretimi yeni satış alanlarının ‘’devlet’’ eliyle (en direkt olarak) onlara başka kılıflar altında açılmasından başka bir anlamı yoktur.

Dünya petrollerinin ömrünün giderek azalması üzerine, emperyalist devletler arası rekabet ve didişmeyi de içinden geçtiğimiz bu dönem daha da keskinleştirmiştir. ABD’nin Venezüella’ya müdahale girişimleri de bu didişmenin bir parçasıdır. Petrol gibi ‘’hayati’’ bir enerji kaynağına sahip olmak ya da enerji kaynaklarının denetimini kendi tekelinde tutabilmek hem ekonomik olarak ve hem de dolayısıyla siyasi olarak rakiplerine üstünlük kurmak ve onlara tahakküm etmek anlamına gelmektedir.

Kısaca özetlediğimiz bu tablo, emperyalistler arası kapışmanın sürmesine yol açtığı gibi, diğer yanda petrol üreticisi olmayan emperyalist ülkelerde, petrola daha az bağımlı olmak için bir dizi tedbirler devreye sokulmaya başlandı. Elektrikli araba üretimi bu tedbirlerden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye gibi, birçok ülkede poşetlerin paralı hale getirilmesinide bu tedbirlerden bir tanesi olarak görebiliriz. Naylon poşetlerde petrol ürünüdür.

Tekrar elektrikli otomobillere dönecek olursak bu araçların üretiminde dizel ve benzinli araçlar kadar işçilik gerektirmiyor. Daha önce ortalama 100 işçinin çalıştığı bölüme elektrikli araçlarda 28 kişi yeterli olabiliyor. Yani yaklaşık 70%‘ı aşkın bir işçi kitlesinin, işinden olması anlamına gelmektedir.

Daimler’in elektrikli araba üretimi projesi için 10.8 milyar dolar harcamayı planladığı belirtilmişti- Şimdilik toplam otomobil üretimi içinde, elektrikli araba düşük bir yüzde seviyesinde telafuz edilse de, önümüzdeki dönemde elektrikli araba üretimi toplam araba üretiminde ezici bir yüzdeye sahip olacağı kuşku götürmezdir. 2022 yılına kadar Mercedes tarafından 10 yeni elektrikli arabanın çıkarılacağı açıklanmıştı.

ABD’nin başta Avrupalı emperyalistlerin çeşitli ihraç ürünlerine kendi üretici firmalarını korumak için getirdiği ek yüksek vergiler, diğer emperyalist ülkeler tarafından tepki ile karşılanmıştır. ABD’ye en çok araba ihracatını gerçekleştiren firmalar arasında Mercedes’te bulunmaktadır. Yine İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılacak olması, bu ülkeye 3 Milyonu aşkın araba ihraç eden Mercedes’i düşündürmektedir.

Otomobil sektöründe direnişler mayalanıyor!

Yukarıda genel hatları ile özetlemeye çalıştığım tablonun ürünü olarak mevcut durağanlık döneminin faturası esas olarak işçilere yüklenmek istenmektedir. Daha önceki ekonomik kriz ve durağanlığın faturası çalışanlara ve halka nasıl ödettirildiyse, şimdi benzeri yapılmak istenmektedir. Mercedes Werk 10 diye bilinen (Untertürkheim, Cannstatt, Mettingen vd.) işyerlerinde ilk etapta 1000 aşkın işçinin  çıkarılacağının belirtilmesi ve bu rakam içerisinde bulunan bir kısım işçinin hemen çıkarılması üzerine işçiler arasında tepki oluşmasını yol açmıştır. İşçiler arasında bu duruma karşı bir araya gelme istemleri giderek güçlenmektedir.

İşçiler bu duruma karşı, işçiler işten çıkarılmasın diye imza kampanyası başlatmışlar ve bu kampanya hali hazırda sürdürülmektedir. Kadrolu işçilerde yürütülen bu kampanyayı esas olarak destek sunmaktadırlar. Şimdilik işçilerin tepkisi ve örgütlülüğü zayıf ve dağınık bir görüntü arz etsede, bu durum her geçen gün müdahalelerle değişmektedir. Şimdilik imza sayısı az sayıda alanda yürütülmesine rağmen 500’u aşmış durumdadır. Toplanan bu imzaların bir kısmı bir grup işçi tarafından Hedelfingen’deki İG Metall (Sendika) bürosuna teslim edilmiştir. İşçilerin bu imzaları teslim etmelerinde o an orada bulunan bir Betriebsrat üyesinin tutumu ise son derece olumsuz olmuştur. Adeta işverenin talep ve dayatmalarının benzerini görüşmede dile getirmiştir. Bu durumda işçilerin bu haklı taleplerinin yanında yer alması gereken işçi temsilcisinin, gerçek anlamda kimi temsil ettiğini açığa çıkarmıştır.

İşçiler yerel basınla da görüşmeler yaparak, sorunlarının geniş çevrelerce bilinmesini ve sahiplenilmesini sağlamak için çabalarını sürdürmektedirler. İşçiler bir yandanda kendilerini ifade etmek için yazılı materyaller hazırlamaktadırlar. “Mevcut tablonun faturasını ödemek istemiyoruz! İşten çıkarmalara son!“ vb. talepler ile mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceklerini belirtiyorlar!

Kaynak: atik-online.net