Bozkurtların kardeşliği – Hüseyin Şenol


Published on Mart 9th, 2019 | by Avrupa Forum 20

Bozkurtların kardeşliği – Hüseyin Şenol

            Seçim alanlarında adeta bozkurtların kardeşliği yaşanıyor. Cumhur’da da, Millet’te de manzara aynı.

            Seçimler üzerine tartışmalar devam ederken, aslında kime neden oy verilip verilmemesi konusu pek tartışılmaz oldu. Her iki taraf da, “beka” sorunu üzerinden, güya birbilerine ağır bir şekilde laf yetiştirirken, işin özünde yine ırkçılık ve daha da özelde Kürt düşmanlığı var. Hem faşist partiler AKP ve MHP’nin oluşturduğu faşist blok olan Cumhur İttifakı’nda, hem de bol ulusal ırkçılı CHP ve klasik faşist İYİ Parti tarafından oluşturulan Millet İttifakı’nda bu durumu bariz bir şekilde görüyoruz.

            Var olan ırkçı tabloyugöstermek hiç de zor değil. Mitinglerdeki söylemleri dinlemeniz, görüntüyü görmeniz yeter de artar bile.

Kürt halkı üzerinden ırkçılık

            Her iki bloğun da ne kadar ırkçı olduğunu anlatmakta pek zorlanmadığımız bir seçim atmosferi yaşıyoruz. İki taraf da bol bayraklı ve bozkurt işaretli. Her iki taraf da, Kürt düşmanlığında birbiriyle yarışıyor. Bu konuda bol bol resim verilirken, her iki taraf da Kürt düşmanlığı üzerinden birbirlerine saldırıyor.

            “Beka sorunu” diye diye, bir taraf, Kürt halkı, kurum önderlerini aşağılarken, diğer tarafın bunlarla işbirliği yaptığını dillendiriyor. Öteki taraf da, kendilerinin değil, bu “kötülerle” asıl olarak kendilerini suçlayanların bunu yaptığını dillendirip duruyor.

            Seçim meydanlarında, Habur ve Oslo görüşmelerine gönderme yapılırken, “çözüm” sürecinin ne kadar yanlış olduğu, altı çizilerek örnek veriliyor, ölümlerin devamı isteniyor. Faşist İYİ Parti’nin lideri Akşener, kanlı döneme işaret ederek “Benim içişleri bakanı olduğum dönemde ‘Irak’ın kuzeyi’ derdik. ‘Kuzey Irak bile’ demezdik” diyerek, gerçek yüzünü de saklamayı gerekli görmüyor. Kılıçdaroğlu da daha üç gün önce, Erdoğan’ın “Saldırı için bekliyorlar” demesi üzerine, “Türkiye vurdu mu, yerinde ot bitmez.” demesi, birbirlerinden ne kadar da farksız olduklarını yeteri kadar gösteriyor.

            Evet, dediğimiz gibi; örnekleri çoğaltmak çok zor değil. Hiç çekinmeden bol bol ırkçı laf ediyor, görüntü veriyorlar.

Faşizme karşı mücadele

Durum, uzun uzun faşizm tahlillerinin yapılmasını gerektirecek bir vaziyette değil bana göre. “Faşizm” konusunda herkesten çok daha fazlasını söyleyebilecek gelenekteniz. Ki söyledik ve söylemeye de devam ediyoruz. Sadece söylemle de kalmamış, en az her gelenek kadar, anti-faşist mücadelede de hatırı sayılır bir gelenekler yumağıyız.

Faşistlerin iktidarda olduğu ve en faşizan uygulamalarını gerçekleştirdikleri bir dönemdeyiz. Yazılarımda ve toplantılarda çok kereler belirttim; faşizm devlet olarak biçim almasından çok uzakta. Çünkü burjuvazinin de işine gelen bir yöntem değil şimdilik. Geri dönüşü olmayan bir yola girme riskine girmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Keza böyle de işlerini yürütüyor.

“Muhalefetin” çok cılız olduğu bir ortamda, devletin faşistleşmesinin de bir anlamı kalmıyor. Durum çok vahim de olsa, korku imparatorluğu yaratmanın da bizlere faydası olmayacak. Her seçim arifesinde “bu son çıkış” dememiz de çok daha fazla demoralizasyona neden olmakta. Tabii ki inandırıcılıktan da uzak görünüyor bu durum.

            Faşizm konusunu gerçekten basitleştirme gibi düşüncem yok. Yoksa, oligarşik diktatörlük de, geçiş dönemlerinden biri olan, askeri dikkatörlükler de çok daha masum değil ve neler yaşadığımızı hep beraber gördük. CHP’li veya CHP’siz dönemlerde de benzeri durum vardı. İktidarda olmadıklarında bile, HDP bürolarına, Kürtlere nasıl da azgınca saldırdıklarına hep birlikte şahit olduk.

            Tam da buradan çıkışla “sosyal demokrat” dahi ol(a)mayan, antifaşist mücadele bile yer al(a)mayan, ulusal faşist ve ırkçısı bol bir CHP’nin desteklenmesi, ileride telafisi imkansız bir hatadır. Bu tavır, bu destek maalesef CHP’ye hak etmediği bir meşruiyet kazandıracak.

            Hiç ayrım yapmadan, “kimliğine bile bakılmaksızın” destek vermek ise, yine bizi zor duruma sokacaktır. Soruyor bize, yıllardır oy vermelerinin ne kadar yanlış olduğunu söylediğimiz kesimler, “Şimdi neden destek çağrısı yapıyorsunuz” diye. Tam tersi de var bu işin, normal veya olası erken seçimlerde, CHP’ye oy vermenin ne kadar kötü olduğunu mu anlatacağız.

            Diğer CHP bağlantılı vahim bir durum da şudur: Faşist İYİ parti ile ortaklıkların kurulduğu belediye adaylıkları. Buralarda da ister CHP, ister İYİ etiketli olsun, bu ortaklığın, yani rengi daha da faşizanlaşan bu itifakın desteklenmesi ise, durumu daha da içinden çıkılmaz bir hal aldırıyor.

            Bu durumdan aslında hepimiz rahatsısız. Millet İttifakı’nın ortak adayı olan soldan kişiler, nedense sürekli sadece CHP adayı olduklarını belirtiyor.

            Yazıyı daha da uzatmadan, ileriki yazılarımda değinmek üzere, şimdilik sadece kısa olarak belirteyim: özellikle de batıda, sadece sosyalistlerin değil, genel olarak HDP’lilerin de çoğunluğu Millet İttifakı”na oy vermeyecektir. HDP adaylarının bulunmadığı yerlerde, çalışmaların “bizim” açımızdan cılız geçmesi, hatta hemen hemen hiç görünmez olması, bu durumu doğrular vaziyette.

Erken seçim yolda

            Seçimler üç hafta sonra bitiyor ve yeni bir dönem başlıyor. 1 Nisan’da “şaka” bir durum olmadığına hep birlikte şahit olacağız.

            Seçimlerde çok büyük oy kaybetmemekle birlikte, AKP-MHP faşist bloğu, seçimlerden, muhalefetin zaferinden dolayı değil, 17 yıllık bir iktidar olmanın yıpranmışlığıyla çıkacak. AKP ve özellikle lideri Erdoğan, kendi başarısından dolayı değil, muhalefetin beceriksizliğinden dolayı iktidarını uzun yıllardır koruduğu gibi, sürdürmeye çalışacak.

            En sıkıştığı anlarda bile; CHP’nin kendisini nasıl kurtardığına hep birlikte şahit olduk ve olmaya da devam ediyoruz.

            Erdoğan’ın 15 Temmuz darbesine açık destek veren CHP, savaş ve işgal konusunda da aynı desteği sundu.

            Önümüzde yeni bir erken seçim dönemi var. Şimdi yapılan hata tekrarlanmamalı, devrimci-demokrat, ilerici ve yurtsever kesim, CHP’ye açık çek vermemeli, İYİ partiyle ise yanyana bile görünmemeli.

            Benim için en önemli kazanım, Kürt illerinde kayyumların alaşağı edilmesinin yanı sıra Kürdistan üzerinden iktidara da, muhalefete de ders verilmesi olacaktır. Batı da, batıda da bundan ders çıkarı(lı)r umarım.

            1 Nisan’dan itibaren erken seçime hazır olalım.