Bir Deli Kadının Mısraları-Ergür Altan

koşar adım geçiyorum önünüzden
cenazeme yetişeceğim
ölü doğan yavru bir kediden ötürü
tabutum yüz gram kadar ağırlaşacak…

mor bir mantom var benim
sol cebini size ayırdım , lütfen küçülünüz
sol cebine doğru ninniler fısıldayacağım mantomun
sağ cebindeki leblebileri size ikram ederken…

deliyim ben, hele dikiş dikerken
niye tutunamadığımı düşünürüm
düşünürüm yoksulluğumu
mesela bir kız çocuğunun dudağında mızıka tınısı olamayışımı…

bilmem ki mutsuz muyum, değil miyim
bebek bezi yıkarken ve ütü yaparken
saçlarımın bitlendiğini hayal ederim
hayallerimde bile yetiştirme yurdundaki çocukların kederi…

bir yetişme telaşı var bende, bir tez canlılık
evsiz barksızlara aş pişireceğim
ve bir kargaya bakınca can görenleri bağrıma basarken
hiç görmediğim babamın kokusunu duyumsayacağım…

beni olduğum gibi kabul ediniz
incelikli seven, incelikli sarhoş olan, incelikli geberen
anlamaktan geberiyorum, – bir gündelikçi kadının sayıklamalarını-
ah, ne gebermiştim bir keresinde, sizin ömrünüze bereket…

annesiyim karıncaların
üzerine basıp geçtiğiniz
canım nasıl yandı bilemezsiniz, -sizi oğuz atay`a şikayet ettim-
hiç olmazsa cumartesi anneleri`nden özür dileyiniz…

benim bir derdim var, itiraf ediyorum
gözyaşlarımı tutamıyorum ve gülüşümü
gözyaşlarım gülüşüme dolanıyor
yıkanırken, oje sürerken ve şarkı söylerken…

mumlar yakıyorum gece yarıları
mumlarla bir yanıp mumlarla bir sönüyorum
bir kadın niye soluverir –hem de otuz beşinde-
bütün ölü dillerin alfabelerini bildiği için belki de…

yaralı ruhundan yaratıldım tabiat ananın
bir adamcağızın kaburgasından değil!
maharetli biri olduğum söyleniyor ve örnek olarak da
ağda yaparken kendime, tanrılaştığıma yemin ediliyor…

bir deli kadınım, biliyorum
kırık dökük mısralar koleksiyonu yapıyorum
gitme sırası bende bugün ve bir yavru kedide
ben cehennemin dibine, şiirlerim ve kedilerse cennete…

Yazan: Ergür Altan