Asıl Farklılığımızdır Bizi Çoğaltan ve Zengin Kılan

keyfekeder bir akşamüstü alacasının hüznüdür
yüreğin omuzlarıma yüklediği bu yük
belki de bundandır bunca zaman susmam
ve sonrasında yazmam
yaşananlar ve yaşayamadıklarım çok ağır
ve gölge gibi bir ömür peşimdeyken
gel de yazma
gör de sus…

Asıl Farklılığımızdır Bizi Çoğaltan ve Zengin Kılan
Biriktirmek fazlalaşınca sağlığa aykırıdır. Bu alanın uzmanları ve yılların süregelen tecrübeleri, biriktirmenin içinde arazlar barındırdığını kabul eder. Evrenin bütün elemanlarına, (hepsini tanımıyorum, yalan olmasın) biriktirmenin sağlıklı geleceğini iddia eden bir otoriteye rastlamadığım için böyle söylüyorum. Fazla malın hırs ve kibir budalalığından başka, paylaşmadığın sürece hiçbir yaratığa hayrı yoktur, zararından başka. Paylaşmak ise, işin başka bir erdemli tarafı. Neye dayanarak paylaşırız, neden herkese mutluluk vermez paylaşmak. Bunlar uzun meseleler ve uzmanlarının konusudur.
Biriken enerji bir noktadan sonra açığa çıkmaz ise sıkıntılara yol açar. Aynen mülk biriktirenler gibi, bir süreden sonra sağlıklı bünyeler sinyal vermeye başlar; “fazla, fazla” diye. Bu nedenle öfkelenme, itiraz etme, fikir beyan etme, gülme, coşma ve hatta son tahlilde eyleme geçme tüm yaratıklarda farklı şekillerde hayata geçen tepkimelerdir. Biriken bu fazla enerjinin üretime dönüştürülüp paylaşıma sunulması ise tarihin ve gelişmenin tekerinin dönmesine yol açan en önemli itkilerin başında gelir. Paylaşmayacaksan biriktirmek daralma yaratır ve bu geçici tahlilde zenginleşmek gibi görünse de, zamanla hayat denen öğretmen göstermiştir ki, fakirleşmenin motoru bencillik, biriktirmenin ve mülk edinmenin de motoru olmuştur aynı zamanda.
İktisatta ‘marjinal okul’ diye bir metod, bir dönemin iktisadi yaşamında belirleyici rol oynamıştır. ‘Marjinal fayda teorisi’ de bu ekolün ürettiği bir kavramdır. Asıl dayanağını da metanın en yoğun birimine göre ‘değer’in oluşması düşüncesinden alır. Çöldeki su örneği, hapisteki özgürlük tutkusu, idam mahkumunun uzayacak bir günü, değer açısından asıl baz alınması gereken durumdur, marjinal okula göre.
Ben niye lafa dünya turu attırıyorum da sadede gelemiyorum diye düşünenleriniz olmuştur dostlar. Bütün bu laf cambazlığının asıl nedeni siyasal bir yazı kaleme almaktı ama bu konuda çok becerikli olmadığım için, anlayışınıza da sığınarak kendi bildiğim yoldan gitmeyi deniyorum yine. Önümüzde bir yerel seçim var ya, onunla ilgili havada bir sürü fikir ve öneri uçuşuyor ya, o konuda lokal bir fikir de ben beyan edeyim istedim. Bütün mesele bu, anlayacağınız üzere. Ülkenin genelinde tavır ne olmalı, yerel yönetimlerle genel seçimler arasındaki yaklaşım farkı ne olmalı? Gibi sorular daha bir girift ve ayrıntılı meseleler olduğundan, bu konuyu da uzmanlarına havale ederek, yakın dostların gündemini çokça meşgul eden Dersim özelinde yerel yönetim seçimlerindeki tavra ilişkin kişisel düşüncemi paylaşmak amacıyla kaleme alındı bu yazı.
Eğrisiyle, doğrusuyla ve bütün yetmezliklerine rağmen Ovacık Belediyesi’nin şahsında M. Fatih Maçoğlu diye bir ademoğlu ‘Komünist Başkan’ sıfatıyla bu memleketteki her insanın gündemini zaman zaman da olsa bir süre meşgul etti. Meseleye şüphe ile yaklaşanlarımız, gururlananlarımız, şaşıranlarımız ve inanmayanlarımız oldu. Ama bir gerçeklik var ki; pratikteki uygulamalarıyla dostun düşmanın dikkatini çekti, Maçoğlu. Ardından 31 Mart seçimleri için Tunceli Belediye Başkanlığı’na adaylığını diğer ilçe adaylarıyla birlikte SMF’nin (Sosyalist Meclisler Federasyonu) deklarasyonuyla kamuoyuna duyurdu. Destekleyenlerinin olması kadar rakiplerinin çıkması da doğal bir durumdu. Ne var ki, çoğalmaya ihtiyacımız var ise sadece kendisi gibi düşünenlerin değil farklı görüşlere sahip insanların da desteğine ihtiyacı olmanın bilinciyle en azından ortak platformda bir araya gelinebilecek dostlarla görüş alışverişleri sonucunda 5 aday çıkaran kurum, Ovacık örneğinden hareketle yerel yönetimlerin çehresini değiştirmek üzere yolculuğa çıkıyor. Yolunun açık olması dileklerimizi satır arasına sıkıştırdıktan sonra kısa ve öz düşüncelerimizi siz dostlarla paylaşmak istedik. Sürç-i lisan için şimdiden affola…
Dostun düşmanın ilgisine mazhar olması hasebiyle Maçoğlu önemli işler yaptı. Hemen birçok farklı kesimde sempatik tebessümlerin oluşmasına katkıda bulunan Ovacık Belediye Başkanı, şimdi daha büyük bir işe soyunuyor. Ve biliyorum ki desteğe ihtiyacı var. Ayinesi iştir kişinin deyiminden hareketle de fikrimce kötü bir referansa sahip değil. Birincisi bu nedenle desteklenmeli, ikincisi ve daha önemlisi anam bile sempatiyle bakıyor Komünist Başkan’a. Gönül isterdi ki Tunceli’de güçlü kitle tabanına sahip diğer dost kurumların da desteğini alsın. Belki de bunun en makul yollarından biri HDP’nin adayı ile birlikte, eşbaşkanlar olarak seçime girmeleri. İlçelerde de en makul aday etrafında yine eşbaşkanlık çözümünü de içeren bir yöntemle ve güçlü bir şekilde seçime girmeyi kararlaştırmaları. Gönlümden geçen bu. Ama ayrıntılarını bilmediğim nedenlerden ötürü olmadı.
Sevgili dostlar; her bulunduğunuz platformu domine edemezsiniz. Bir birinize ihtiyacınız olduğu müddetçe, çoğalmaya ve güç olmaya müsait en akılcı yöntem ne ise onu kullanmanızın sizi de çoğaltacağını ve güçlü kılacağını bilmelisiniz. Dostun aksayan yanını tamamlamak olsa olsa sizi de tamamlar ve çoğaltır. Uzun felsefi saptamalar yapmayacağım, bu benim işim değil zira. Ama ortada bir gerçeklik var ise o da şu; ayrı ayrı kaybedebilirsiniz ve bu kuvvetli bir ihtimal. Birlikte ise kazanmamanız için hiçbir engel yok. Peki bu kibir niye…?
Saygıyla…
Levent Kaçar 9 Ocak 2019